Arnavutluk’ta Tehlikeli Gelişmeler: Alevilik ve Bektaşilik Üzerinden Yeni Bir İdeolojik Mücadele

Son dönemde Avrupa genelinde İslam karşıtlığı yeni bir boyut kazanıyor. Ancak bu defa Hristiyan bloğu üzerinden değil, İslam’ın içinde yer alan en muhalif yapı olarak görülen Alevilik ve Bektaşilik inancı üzerinden bir strateji geliştiriliyor. Bu sürecin son halkası ise Arnavutluk’ta yaşanan gelişmeler. Arnavutluk Başbakanı tarafından duyurulan yeni hamlelerle, Alevilik ve Bektaşilik inançları üzerinden farklı bir dini ve ideolojik merkez inşa edilmeye çalışılıyor. Bu durum, Türkiye’nin diplomatik girişimlerinin eksik kalması nedeniyle Avrupa’da hızla kabul gören bir gerçekliğe dönüşmüş durumda.

Aleviliği İslam’dan Uzaklaştırma Stratejisi: Aleviliği İslam’dan uzaklaştırma çabaları, uzun zamandır Avrupa’da farklı platformlarda yürütülen bir süreç olarak dikkat çekiyor. Özellikle insan hakları temelli tartışmalar üzerinden, Aleviliği İslam’ın dışında konumlandıran projeler hayata geçirildi. İlk olarak, Avrupa’ya yasa dışı yollarla göç eden ve Türkiye ile problemli geçmişlere sahip Alevi kökenli gruplar üzerinden bu strateji yürütüldü. Bu kişiler, Aleviliği yaşamamış olsalar da, Avrupa’nın desteğiyle “Alevilik İslam dışıdır” tezini savunan bir yapı oluşturdular. Bu söylem, Avrupa’da açılan sözde davalarla da desteklendi ve kabul görmeye başladı.

Aleviliği Kürt Aleviliği Üzerinden Yeniden Tanımlama Çabası: Avrupa’daki bu ideolojik mücadele sadece Aleviliği İslam’dan ayırmakla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda, Aleviliği Kürt Aleviliği adı altında bir kimlik değiştirme sürecine de girdiler. Bu yeni süreçte, Kürt kökenli Alevi inanç gruplarının etkisiyle, Alevilik yeni bir kimlik çatısı altında yeniden tanımlanıyor. Bu durum, Alevilik inancının özünden uzaklaştırılmasına yol açabilecek ciddi bir tehdit olarak öne çıkıyor.

Bektaşi İnancının Merkezileştirilmesi ve Arnavutluk’taki Gelişmeler: Bu stratejinin en kritik aşamalarından biri ise Bektaşi inancının merkezileştirilmesi ve “Bektaşi Vatikanı” adı altında yeni bir dini merkezin oluşturulması. Bektaşi inancının temsiliyet noktasının güçlü olduğu Arnavutluk’ta, bu merkezin kurulması planlanıyor. Arnavutluk Başbakanı tarafından yapılan açıklamalar, bu sürecin resmi olarak duyurulmasına yol açtı. Bu adım, Alevilik ve Bektaşilik inançlarının yeni bir dini merkezle buluşturulması ve Aleviliğin İslam’dan daha da uzaklaştırılmasına yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’nin Zayıf Diplomasisi: Ne yazık ki Türkiye, Alevilik ve Bektaşilik konusunda bu süreçte zayıf bir diplomatik performans sergilemiş durumda. Dışişleri Bakanlığı’nın Alevilere yönelik çalışmalarının yetersiz olması, Türkiye’nin bu konudaki diplomasi hamlelerini güçsüz bırakmış durumda. Avrupa’da hızla ilerleyen bu süreç, Türkiye’nin müdahil olamaması nedeniyle, Avrupa’nın kendi çizdiği bir çerçeve içinde şekilleniyor. Türkiye’nin bu konuya daha fazla eğilmesi ve diplomatik adımlar atması artık kaçınılmaz hale gelmiştir.

Sonuç: Avrupa’da ve özellikle Arnavutluk’ta yaşanan bu gelişmeler, Alevilik ve Bektaşilik inancının çok daha derin bir ideolojik ve siyasi mücadele içinde olduğunu gösteriyor. Bu süreç, sadece bir inanç meselesi olmanın ötesine geçmiş durumda ve İslam’ın içindeki muhalif yapılar üzerinden yeni bir stratejik planın devreye sokulduğu görülüyor. Türkiye’nin bu süreci yakından takip etmesi ve gerekli diplomatik adımları zaman kaybetmeden atması, ilerleyen dönemde daha büyük tehlikelerin önüne geçilmesi açısından hayati önem taşıyor.

İsmet Abbasoğlu, Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı, bu süreçle ilgili yaptığı açıklamalarda, durumun sadece inanç boyutuyla sınırlı olmadığını ve giderek tehlikeli bir sürece doğru evrildiğini vurguluyor. Arnavutluk’taki gelişmeler ve Avrupa’daki ideolojik yapılanmaların, Alevilik ve Bektaşilik üzerinden farklı bir proje hayata geçirmeye çalıştığı açıkça görülmektedir.

Bir Cevap Yazın

Trending

Sokak Analiz Medya sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin