Çin güvenlik güçleri ve gözaltı sistemleriyle ilgili insan hakları raporlarında yıllardır adı geçen “Tiger Bench” yani “Kaplan Sehpası”, dünyanın en tartışmalı sorgu ve işkence yöntemlerinden biri olarak gösteriliyor.

İnsan hakları kuruluşları, eski tutukluların ifadeleri ve çeşitli raporlara göre bu yöntem özellikle siyasi tutuklular, aktivistler ve bazı etnik azınlıklar üzerinde kullanıldığı iddialarıyla gündeme geldi.

Kaplan Sehpası yönteminde kişi dar bir banka veya metal platforma bağlanıyor. Eller, ayaklar ve dizler sabitlenirken, vücut uzun süre doğal olmayan bir pozisyonda tutuluyor. Bu durum:

  • kas yırtılması,
  • eklem hasarı,
  • sinir baskısı,
  • dolaşım bozukluğu,
  • dayanılmaz fiziksel ağrı

oluşturabiliyor.

Uzmanlara göre yöntem, klasik fiziksel işkenceden çok “uzun süreli acı ve psikolojik kırma” amacı taşıyor.

TARİHİ NEREYE DAYANIYOR?

Kaplan Sehpası’nın kökeninin Çin’de Mao dönemi sorgu sistemlerine kadar uzandığı belirtiliyor. Özellikle 1950’lerden itibaren:

  • siyasi muhalifler,
  • rejim karşıtları,
  • dini gruplar,
  • ayrılıkçı olarak görülen kişiler

üzerinde kullanıldığı yönünde iddialar bulunuyor.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Human Rights Watch ve BM’ye bağlı bazı raporlarda Çin’de gözaltı merkezlerinde fiziksel baskı yöntemlerinin kullanıldığına dair çok sayıda tanıklık yer aldı.

DOĞU TÜRKİSTAN İDDİALARI

Son yıllarda bu yöntem en çok Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yani Doğu Türkistan’da gündeme geldi.

Uygur Türkleri, Kazaklar ve diğer Müslüman azınlıklardan bazı eski tutuklular:

  • sorgu sırasında bağlandıklarını,
  • uzun süre hareketsiz bırakıldıklarını,
  • fiziksel baskı gördüklerini,
  • psikolojik işkenceye maruz kaldıklarını

iddia etti.

Bazı tanıklıklarda:

  • zincirleme,
  • stres pozisyonları,
  • uyku vermeme,
  • zorla sorgu,
  • uzun süreli sabit bağlama

gibi uygulamalar anlatıldı.

Çin hükümeti ise bu iddiaları uzun süredir reddediyor.

Pekin yönetimi Sincan’daki merkezlerin:

“mesleki eğitim ve aşırılıkla mücadele merkezleri”

olduğunu savunurken, Batılı ülkeler ve insan hakları kuruluşlarının büyük bölümü bu açıklamaları yeterli bulmuyor.

ULUSLARARASI TEPKİLER

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi’nin yayımladığı raporlarda Sincan’daki uygulamalarla ilgili:

  • keyfi gözaltı,
  • kötü muamele,
  • sistematik baskı

iddialarının ciddi şekilde araştırılması gerektiği vurgulandı.

ABD, Avrupa Parlamentosu ve birçok insan hakları kuruluşu Çin’i:

  • işkence,
  • zorla asimilasyon,
  • kültürel baskı,
  • keyfi tutuklama

politikaları nedeniyle eleştirdi.

Ancak Çin yönetimi tüm suçlamaları:

“Batı propagandası ve dezenformasyon”

olarak nitelendiriyor.

Bugün “Kaplan Sehpası” adı, yalnızca bir sorgu yöntemi değil; Çin’in güvenlik politikaları, Doğu Türkistan tartışmaları ve insan hakları ihlalleri iddialarının sembollerinden biri haline gelmiş durumda.

Bir Cevap Yazın

Trending

Sokak Analiz Medya sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin